Son zamanlar da Gençler arasında yaygın bir duygu akımı var. Bu moda mı yoksa özentilik mi? Bilmiyorum. Kendi aralarında aşk acısı diyorlar. Aşk acısı…
Aşk acısı?
Aşkın ızdırabını çekipte bundan şikayetçi olanlar esasen aşkı tanımayanlar, tarifini bilmeyenlerdir.
Hani şair diyor ya “Aşkı anlatabilene aşk olsun.” diye, Bende anlatamam sana fakat kendimce tarifini yapmaya çalışacağım ve sana Bir Mihriban Hikayesi anlatacağım…
Benim lugâtımda aşk dediğimiz şey birini görüp beğenip ona kendini anlatıp iki güzel söz birkaç buluşma, el ele göz göze gezmek değildir. Yahut yeni bir akım olan Romantik İslamcılık gibi “gezmeyelim ama konuşalım, dokunmayalım ama buluşalım” demekte değildir.
Aşk bir hastalıktır, unutkanlık hastalığı… Kendini unutturur insana, unutturmalıdır yoksa o bahsettiğimiz, aşk olmaktan çıkar.
Aşk kendini, benliğini yaktırmalıdır kişiye. Sen bir aşkın kapısını çalacaksan önce Maşuk olmaya niyetleneceksin. O kapının önünde menfaatlerini, egonu, gururunu, bencilliğini bırakıp öyle gireceksin içeri. Bunları yapamam dersen o kapıdan giremezsin de önünden geçemezsin de…
Aşk dediğimiz şey kendinden geçmektir, vazgeçmeyi bilmektir…
Abdurrahim Karakoç’u bilmeyen yoktur. Bir Mihriban’ı vardır ki dillere destan, bir de hikayesi vardır ki “Aşığım” diyenin suratına suratına çarpar yalanını…
Mihriban… Sarı saçlarına Karakoç’un gönlünü bağlayan Mihriban, Üstad’ın köyünden bir kız.
Hayat bu ya önce Üstad ile Mihriban’ın gönlünü birleştirip ruhlarına sevda kuşu koyuyor sonrasında ise ikisine kocaman bir tokat atıp ayrılık yazıyor… Hayatın acımasız tokadı; ayrılık…
Üstad’ın kendi ağzından Mihriban şöyle dökülür. Diyor ki “Çok sevdim, çok sevdik… Bana mektup yazardı ben ona yazamazdım. Elin kızının evine mektup mu yazılır ayıptır. Yaşadığı şehir de bir gazete çıkarırdı ben o gazeteye şiir yazardım. Herkes şiir bilirdi de Mihriban onu mektubum der öper koklardı. Şimdi evli mi ölü mü sağ mı bilmem nasip değilmiş olmadı.” Gel zaman git zaman bu böyle olmayacak Üstad bir şiir ile Mihriban’a unut der, kızcağız da cevap yazar “Unut diyorsun da kolay mı?” Üstad son bir şiir yazıyor, yazıyor da bu şiiri kırk elli sene sonra da okuduğunda gözünden yaşlar akıyor. Hangi şiir mi?
“Unutmak kolay mı? ” deme
Unutursun Mihriban’ım.
Oğlun, kızın olsun hele
Unutursun Mihriban’ım.”
.
.
.
İşte böyle bir Mihriban hikayesidir bu, bir vazgeçme öyküsü… Şimdi diyorsun bunlar eskidenmiş diye. Öyle ya haklısın. Eskiler gibi olamadığımızdan sevda dediğimiz şey eskide kaldı. Öyle sevdik ki burada bulduk az ötede terkedildik. Basit bir yaşanmışlığa kızıp, birbirlerini senelerce bekleyen, kavuşamasa da beklemekten vazgeçmeyen insanların adlarını anarak, Leyla gibi, Mecnun gibi sevdim diye aşkın, ızdırabının tarifini haddimiz olmadan yaptık.
Sence de abartmıyor muyuz?
Sevmenin kavuşmaktan ibaret olmadığını öğrenmeliyiz. Dokunmadan, görmeden, kavuşmadan da sever insan, gözüyle değil ruhuyla sever…
Sende ruhunla sev ki ruhuyla seven bulsun seni. Keşfet kalbini, yak benliğini…
Öyle bir sev ki dillere destan olsun. Eskiler gibi sev, edebinle hâyân ile, her şeyin ile, her şeyi ile sev… Ondan gelen acıyı bile sev. Züleyha ol Yusuf’umun yalan haberine bile razıyım de. Üstad gibi ol Mihriban için Mihriban’dan, kendinden vazgeç. Yıllar sonra bile onu andığında gözünden yaşlar aksın.
Böyle seversen Bir Mihriban Hikayesi, Bir Yusuf Masalı bu ahir zamanı sarar, senin sevginle…
Şunu da unutmadan söyleyeyim. Haram sevda yoktur. Sevda helaldir. İslam da yasaklanan helale haram yoldan gitmektir. Olmayanı oldurmaya çalışma dostum, çokça dua et ve sabret.
Sevdiğini sana verecek Olanı (c.c) an. Ondan iste, verdiğine de razı ol.
Çünkü Sezai Karakoç’un da dediği gibi biz ne yaparsak yapalım
“Son sözü hep alın yazısı söyler.”
.
"Mihriban"

"Unutursun Mihribanım"

Ne de guzel yazmissin kardesim , bana yorum yazip tabiskal etmek degil sukut edip okumak duser , Rabbim kalemine guc versin , Aski bu denli guzel anlattigin icinde tesekkur ederim ,.Askin en hakiki olani en temiz olani , tam anlamiyla sana bagli olani ...en guzeli seni bulsun kardesim yuregine zeval vermesin Rabbim 👌👏✔💕💐✋
YanıtlaSilSevgiyi sevdayi incitmeden anlatan yüreğine sağlık ... sevdanın tanımı hiç bu kadar güzel anlatilmamisti 😊
YanıtlaSilSeveni sevmek kolaydır.. Marifet sevmeyeni sevmektir.. Gercek aşık bilir kikendi içindeki aşk ateşi sevdiğinde de vardır sevdiğide o ateşi hisseder gönülsüzde olsa oda duyumsar bunu.. Aşk bazen sukut etmektir köşene çekilip dua etmektir..
YanıtlaSilGercek Aşkını Ruh eşini kavustuğun Mihribanını bulmak duası ile dostum.. ��
Aşk, sevda anlatilmaz yasanir derler oysa tam anlamiyla anlatmissin yüreğine sağlık kardeşim 😊👏👏
YanıtlaSilSevmek eskilerde kalmaz ruhunla sevmesini unutmuşsunuzdur sevda ahir zaman işi varın ruhunuzu arındırın ağzına sağlık cancağızım :)
YanıtlaSilKalemine sağlık kardeşim. Çok beğendim, devamını bekliyoruz inşaallah :)
YanıtlaSilÜzgünüm şair hanım okuyamatacağım bu yazınızı, yürek cana değenleri kaldıramiyor..
YanıtlaSilMihriban dediniz, demeseydiniz! aslında hayatımızın tam ortasındaki gerçeğe bi kırmızı bayrak diktiniz sözlerinizle.
Evet her yürekten sevdalanılan bir mihribandır.
Adı olmuştur sevdanın Mihriban.
Evet vardır herkesin bir mihribani..
Sevdiği, sevdalandığı, yandığı,unuttuğu...
Vesselam
O kadar güzel anlatmışsın ki Hele ki bu zaman daki gençlere ithaf en bir yazı olmuş aşk ancak böyle anlatılırdı Kaleminize yüreğinize sağlık böyle yazılar yazmaya devam edin 👍🙏😊
YanıtlaSilNe yapsın işte Üstad merhum Karakoç tipik yağız bir Anadolu delikanlısı o ve onun gibilerin sevdası böyle olur.Anadolunun suyunu içenin sevdası kini öfkesi şefkati merhameti böyle olur Bize -her dün defaatle hatırladığım- üstadımı anmamıza vesile olup rahmetle andığımız için teşekkür ederim.Eğer ısmarlama yazı yazıyorsanız DUA ve İNCİTME şiirleriyle alakalı yazılarınızı da bekliyorum.Yazı bana bir şarkı sözünü de hatırlattı bu da ''zamane aşıklarına'' ya da aşktan sevgiden ne anladığı meçhul kimselere tenkid yazıyı da tasdik babında olsun
YanıtlaSil''Bu zamanda mecnun olmaz zor gönül
çöl bulursun ama leyla bulamazsın''