Hayatın hızla ilerleyen ahengi öyle bir büyülemiş ki
bizleri, gözlerimiz kepenkler indirmiş görüşümüze,
kalplerimiz perde çekmiş
sevmelerimize…
Böylece durup ince düşünmeye fırsatımız kalmamış..
Yitirmişliği kabullenmişiz, öyle ki yitirdiklerimizi
silmişiz hafızamızdan..
Unutmuşuz eskiyi, eski hassasiyetleri, eski sevmeleri, eski
özlemleri…
Önce özlemeye başlamışız daha sonra… ve daha sonra özlemeyi
dahi unutmuşuz..
Danteller ile kaldırmışız odamızın her bir köşesinden..
Eskidi gözüyle bakmaya başlamışız artık..
Güzel şeylerin de modası geçer mi?
Hangi sandığa kaldırdık eskittiğimiz kıymetli zamanları?...
Hangi rafta tozlanıyor şimdi o soba başı aile
muhabbetlerimiz..
Bütün akraba, amca, dayı, hala, dede ve babaanne, çocuklar,
gençler.. Hepsinin bayram sabahı aynı sofrada buluşmasındaki samimiyeti hangi
tatil köyüne devrettik?
Tatil Köyü..? Köylerimiz… Ne zamandan beri köylerimiz
turistik yerler oldu..?
Tanımadığı birini güvenle evine buyur eden, sofrasını açan,
bir lokma ekmeğini paylaşan köylerimizin yerini, israf mihengi otellerimize
bırakalı hangi benliğimize silgi çektik..?
Haberine canımızı vereceğimiz sevdiklerimizi nerede unuttuk?
Hızlıca haber aldığımız çağda,
Haberine anında ulaştıklarımızın samimiyetinden bihaber
olduk..
Önce komşusunu, eşini, dostunu, yoldaşını düşünenlerken,
hayatımızın yeni akımlarıyla birlikte önce kendimizi düşünür olduk.
Komşusu açken tok yatma denilirken, önce ve en güzelini ben
yemeliyim demeye başladık.
Ben dedikçe benliğimizi yitirdik,
Ben dedikçe bizim gibi olmayanları yitirdik, bunu bekledik..
Bizim gibi olmayanlar yok olmasını diledik..
Farklılığa tahammül edemedik.. Yok olsun istedik.
Herkes tek renk tek desen olsun istedik..
Boz bir kilime benzedik.. Oysa farklılıklarımızla güzeldik..
Ne çok şey yitirdik… Yitirdiklerimizi özledik..
Her nefes de yitirdik, her modada… her yeni akımda..
yitirdik..
Artık Yitirdiklerimizi dahi unuttuk…
Özlemeyi de unuttuk..
Ben..
Ben özlemeyi dahi özlüyorum..


Yüreğine kalemine sağlık.. Çok güzel ve anlamlı.. yitirdiklerimize bir bir değinmişsin..
YanıtlaSil"Ben diye diye benliğimizi yitirdik".. cümlesi beni benden aldı..👏👏
Kaleminize yüreğinize sağlık bu kadar güzel anlatılabilirdi ancak..
YanıtlaSilçok beğendim fotoğraflarda ayrı süslemiş yazınızı bayıldım
YanıtlaSilSizin yazmanızı özlediğim kadar eskileri özlememiştim✔
YanıtlaSilGüzel bir konuya değinmişsin çok doğru ve çok güzel yazmışsın, özlemeyi de unuttuk ve artik samimiyet kalmadi insanlarda samimi niyet yok artık, samimiymiş gibi davrananlardan sıkıldım eskiye özlem samimiyete özlem bi bakıma..
YanıtlaSilBakış açısına hasta olduğum Dost😘
YanıtlaSilYüreğine sağlık. Dilinden dökülenler içimizde hapsolan düşüncelerimizin tercümanı oldu.
Nerde kaldı o hassasiyetler?
Nerde kaldı eskiler?
Şuan ki yaşımda eskiler de yasamak isterdim, o eskilerin hassasiyetini hissetmek isterdim.
Ama ne yazık ki bu çağa hapsolduk.
Yüreğine Kalemine sağlık.. Beni yine aldın götürdün...
YanıtlaSilKeşke ben şimdi elinde bastonu bahçesinde çay yudumlayan, eskşmiş bir nine olsaydım...
“Kambi”
����������������������������
Bu çağda kaybolmanın verdiği acıya nasıl güzel değinmişsin. .
YanıtlaSilYüreğine sağlık.. Ben demeden yeniden varolmak duası ilee..
💜
YanıtlaSilYüreğine, kalemine sağlık çok güzel bir yazı olmuş 👍🏿
YanıtlaSilCan'ım yüreğine sağlık uzun bi aradan sonra çok güzel bir yazı olmuş hayatımızdaki mutsuzluklarin nedenlerine çok güzel deginmissin 👌
YanıtlaSilYüreğinizin güzelliği kaleminize yansımış adeta...Anılarımızı o sıcak huzurlu bulduğumuz evdeki sobaya attık sanırım,tükeniyor gittikçe..
YanıtlaSilÇok güzel bir yazı olmuş. Tebrik ederim. Benim adresim: http://www.bayspak.com/ beklerim.
YanıtlaSilhayatın yoğun akışı içerisinde kısa bir soluk aldırdın.. kısa ama uzunca düşündüren geçmişi o eskittiğimiz eskiyi...soba başı muhabbeti özledim.(a)
YanıtlaSil