Peki biz bu amellerimizde ne kadar samimiyiz?
Samimiyet olmazsa olmazdır. Rasulullah (sav) İslam adına dua ederken; "ya Rabbi islamı iki Ömer'den biri ile kuvvetlendir" diye dua eder. Bunlardan birisi Ömer bin Hattab yani dört halifenin ikincisi Hz. Ömer diğeri ise Ömer bin Hişam yani İslamın Firavunu Ebu Cehil'dir. Rasulullahın bu iki Ömer adına dua etmesinin sebebi ikisininde küfür de samimi oluşlarıdır. Öyle ki Abdullah bin Mesud, savaş meydanında yara almış, ölüm döşeğinde Ebu Cehilin başına gidip ayağını göğsüne koyunca, son nefesini vermekte olan Ebu cehil inkarına sıkı sıkıya tutunuyor. İbni Mesud'a "Dünyadaki en yüksek ve yalçın yere çıktın" der. Ve hemen akabinde Savaşı kazananı sorar. Küfrün kazanmasını diler, ölürken bile inandığı şuuru yitirmez. İşte Rasullullah bu yüzden küfründe samimi olanın imanında samimi olacağını bildiği için Allahtan böyle bir niyaz da bulunur.
Ebu Cehilin halini düşünüyorum da bu zamanında da birçok Ebu Cehil var. Peki biz bu Ebu Cehillerin karşısında imanımıza ne kadar bağlıyız, inancımızı sıkı sıkıya tutuyor muyuz?
Teslimiyet o kadar noksan ki bu noksanlık samimiyetimize
zeval getiriyor. Misal Oruç tutacağız. Ya hu Allah emrediyor ötesi yok. Bitti. Allah emreder, kulu yapar. Bunu diyemiyoruz.
Ay Oruç şöyle sağlıklı, böyle toksin atıyor diyoruz.
Sürekli küfre karşı islamı bir süsleme çabamız var.
Yahut namaz kılıyoruz. Allah emretti bizim için konu kapandı demek yerine, Spor oluyor, insan günlük bu hareketleri yapmalı, zaten vücudunu hareket ettirmeli diyoruz.
Dönüp böyle şeyler tepki gösterince bilimden kaçıyor oluyoruz.
Bilim diye diye bizi uyutuyorlar. Biz şunu demeliyiz diye düşünüyorum. "Bu Allah'ın emridir. Rabbi kulu için daima hayırlısını ister. Manevi kazancın yanı sıra maddi bir kazancıda elbette vardır. Ancak esas olan Allah emrettiği için ibadet etmektir." işte bunu diyemiyoruz.
Söyledim ya sürekli küfre hatta daha acısı mümine karşı İslam'ı süsleme güzel gösterme çabasındayız. Belki bazılarımız bu şekilde hak yolu sevimli göreceğimiz kanısında olabilir. Ancak bir yaparken bin yıkıyoruz. Bu defa teslimiyeti noksanlaştırıp samimiyetimize zeval getiriyoruz. Ve niyetlerimiz bozuluyor artık..
Hangi kitaplar da okuduk Sabahelerin böyle yaptığını, kılıflar oruçlar tuttuğunu, namazlar kıldığını..?
Durup çokça düşünmeliyiz.
Hadisi şerifler de bize;
(kelime kelime ifade edemiyorum. Rabbim hatadan korusun ancak manasını vereceğim.)
"Kulu, Rabbinin karşısına birçok hayırla çıkar ancak o hayırlardan hiçbiri ona fayda vermez." diyor. Neden o kadar hayır bir fayda sağlamaz düşündük mü? Çünkü Allah için değildir, başka gönülleri hoş etmek uğruna yapılan hayırlar Allah rızasını kaybetmiştir bu yüzden...
Biz hayırlarımızda, ibadetlerimiz de kimin rızasını gözetiyoruz?
Atladığımız bir konu daha var;
Unutmayalım ki mümin olan değil, ihlaslı ve hassas olan kalpler kazanacak.
Ve son bir "unutmayalım ki"yi daha düşmek istiyorum..
Biz de "Ameller niyetlere göredir."
Rabbim niyetlerimizi hak yola, samimiyetlerimizi ruhumuza nakşetsin..
Rabbim bizleri affeylesin..



Amin kardesim cokca amin tam da eksik olduğumuz yerden yakaladın .Sahabeler ayet nazil olunca süsleme cabasina girmeden oldugu gibi uygulardi bizler ise yalnızca inanmayana degil inandim diye gecinen müslüman olup mümin olamayanlara süslemek için dil dokuyoruz .. Evvela nefsime..
YanıtlaSilAmin amin amin...
YanıtlaSilHer yaptığımız işte gözeteceğimiz tek şey Rabbimizin rızası olsun. Her işimizi samimiyetle yapanlardan olalım inşallah.. Kalemine yüreğine sağlık. Yine güzel bir yazı oldu.. kelimelerinin nahiflği yüreğimie ferahlık verdi..
Kalemine emeğine sağlık dostum. İNŞALLAH daha nice güzel yazılarını okuruz.
YanıtlaSil"Benim istediğimi Allah istemiyorsa konu kapanmıştır"düşüncesiyle hareket etsek ne çok şey kazanacağız..
YanıtlaSilElinize yüreğinize sağlık����
YanıtlaSilEmeğine yüreğine sağlıık����
YanıtlaSil